02
Kas-2017

İZLANDA GEZİLECEK YERLER – İZLANDA TURLARI

Gezi Yazıları   /  

İzlanda gezilecek yerler listemizde İzlanda turlarının klasik rotalarını değil, 7 gece 8 gün geçirdiğimiz ve ülkeyi baştan sona katettiğimiz, İzlanda’nın görülmesi gereken yerlerinin tümünü detaylı bir biçimde anlatacağız.

İzlanda turumuzdan yeni dönmüşken bu büyüleyici ülkeyi, İzlanda’nın gezilecek görülecek yerlerinin tüm detaylarını, kuzey ışıkları turunun nasıl gerçekleştiğini ve görülme oranlarını oldukça detaylı makaleler hakkında derledik.

İzlanda gezi rehberimizi okuduktan sonra İzlanda’ya dair aklınızdaki tüm soru işaretleri yok olacak ve kuzeyin bu büyüleyici ülkesi hakkında oldukça bilgi sahibi olacaksınız.

İzlanda gezilecek yerlerden önce İzlanda hakkında inanılmaz detaylı bilgilere ulaşmak istiyorsanız öncelikle sizi şöyle  alalım.

İZLANDA NEREDE?

İzlanda her ne kadar Avrupa kıtasında kabul edilse de Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde, Kuzey Amerika ve Avrupa tektonik oluşumlarının tam ortasında kalan bir ada ülkesi.

Danimarka, Norveç ve İsveç ile birlikte bir İskandinav ülkesi (İskandinavya) kabul edilen İzlanda kuzey uygarlıklarının en kapalı, en bozulmamış ülkelerinden biri kabul ediliyor.

KISA KISA İZLANDA’YI TANIYALIM

İzlanda’nın başkenti Reykjavik aynı zamanda dünyanın en kuzeyinde yer alan başkenti olarak kabul ediliyor.

İzlanda’nın nüfusu 340.000 , evet yanlış duymadınız, toplam nüfusun 120.000 kadar civarı başkent Reykjavik ve çevresinde yaşıyor.

İzlanda’nın başkenti Reykjavik ülkenin batısında, Atlas Okyanusu kıyısında yer alan hafif yokuşlu oldukça şirin bir şehir.

İZLANDA TURU ROTASI

İzlanda turları 2012’den bu yana dehşet bir ivmeyle yükselişte ve ülkeye gitmeden aylar öncesindne rezervasyonları yaptırmak gerekiyor.

İzlanda büyük bir ada ülkesi, yapılacak o kadar çok aktivite var ki İzlanda turunuzda tüm bu aktiviteleri yapmak için gezinizin gün sayısını çok iyi planlamanız gerekiyor.

İzlanda turlarında izlenilen ana rotalar Batı İzlanda, Güney İzlanda, Doğu İzlanda ve Kuzey İzlanda. Hiç merak etmeyin, bu rotaları çok detaylı açıklayacağız.

Ülkenin en turistik aktiviteleri Güney İzlanda rotasında yer alıyor ancak ülkenin kuzeyi sert iklimi, vahşi yapısı ile oldukça çekici.

 

İZLANDA GEZİLECEK YERLER LİSTESİ

BAŞKENT REYKJAVİK GEZİLECEK YERLER

İzlanda turuna herkes otomatik olarak başkent Reykjavik’ten başlıyor. Yanlış bilinenin aksine ülkenin uluslar arası tek havalimanı başkent Reykjavik’e 50 km uzaklıkta Keflavik şehrinde bulunuyor. 50 km’lik bu yol taksi ile ortalama 550 TL tutuyor, evet yanlış duymadınız, İzlanda’nın dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olduğunu söylemiş miydik?

Başkent Reykjavik 1 günlük konaklamalar için ideal. Küçük bir şehir olmasına rağmen şehirde gezilecek yerler oldukça fazla.

Şehrin yüksek bir noktasında yer alan ve ülkenin sembolü olan Hallgrímskirkja (Evet söylemesi imkansız) Kilisesi’ni merkez olarak kabul edebiliriz.

 

Şehrin pek çok noktasından görebileceğiniz bu Lüteryan Kilise dünyadaki dini mimarinin en modern örneklerinden biri. 1945-86 tarihleri arasında tamamlanan kilisenin mimarı yapımını göremeden ölmüş, bu hikaye size Gaudi’nin Sagrada Familiası’nı çağrıştırdı mı?

Kilisenin en önemli özelliği ön cephesindeki mimari. Bilmeyenler için çok şey ifade etmese de bu kilisemizin mimarı abimiz ülkenin güney sahillerinde yer alan Reynisfjara Plajı‘ndaki bazalt oluşumlardan etkilenmiş ve mükemmel ve bir eser ortaya çıkarmış.

Kilisenin önündeki küçük meydanda İzlanda’nın ünlü kaşifi Leif Erikson‘un anıtı yer alıyor. Bu babamız kuzey Amerika’yı ilk keşfeden kişi olarak kabul ediliyormuş.

Kiliseye sırtınız dönüp denize doğru yöneldiğinizde İzlanda’nın başkentinin merkezine doğru inmiş oluyorsunuz.

Bu bölgeye yerel dilde 101 diyorlar, 101 bir cadde adı değil daha çok bölge adı gibi düşünebilirsiniz.

101’in en ünlü caddesi Laugavegur. Bu cadde sadece başkentin değil tüm İzlanda’nın kalbi.

Laugavegur üzerinde pek çok restaurant, küçük alışveriş dükkanları, barları ve gece kulüpleri bulunuyor, Reykjavik’te iseniz buradan geçmemenizin imkanı yok.

Denizi paralel kesen bu caddeden denize doğru herhangi bir yere saptığınızda karşınıza İzlanda’nın en ünlü konferans ve konser salonu Harpa çıkacak. Mimarisi klasik İzlanda mimarisine göre oldukça iddialı.

Harpa’nın hemen yanında uzayıp giden sahil şeridi İzmir’in ünlü kordununu andırıyor.Harpa’nın sol tarafı eski & yeni liman ve bu bölgede de oldukça güzel restaurantlar ve barlar yer alıyor.

Harpa’nın sağ tarafında uzayıp giden sahil şeridinde ise Sólfarið var, Sólfarið eski bir Viking kayığının mükemmel bir sanat eserine dönüştürülmüş versiyonu. Şehrin en fotoğraflanmalık eserlerinden biri. Aynı zamanda burası Reykjavik’te kuzey ışıklarının en güzel görüldüğü nokta.

Sahil şeridinde yine İzlanda mimarisi ile ters düşen yüksek binalar bulunuyor. Hepsi oldukça lüks rezidanslar. İnsanın bakarken içi gidebiliyor.

Reykjavik Gece Hayatı – American Bar

REYKJAVİK GECE HAYATI REHBERİ

Dünyada onlarca ülke, yüzlerce şehir görmüş biri olarak şunu söyleyeceğim ve sizler muhtemelen inanmayacaksınız ama Reykjavik gece hayatı Avrupa’nın en iddialı gece hayatlarından biri.

Bunda kapalı iklimin, hafta içi insanların sosyalleşecek çok imkanı olmamasının ve bu kadar turistin sadece doğa aktiviteleri ile sınırlı kalmak istememesinin de etkisi oldukça fazla.

Eğer Reykjavik seyahatinizi cuma ya da cumartesiye getirirseniz bu efsane gece hayatı deneyimini yaşamadan sakın dönmeyin.

Öncelikle yukarıda bahsettiğimiz ana caddeden aşağıya doğru dümdüz takip ediyoruz. Laugavegur Caddesi‘nin sonunda (karşınıza ana yol gelecek, trafik ışıklarından devam edin) onlarca bar sizleri karşılıyor. Burası Reykjavik gece hayatının merkezi.

Reykjavik’in en ünlü barları – gece kulüpleri arasında American Bar, Austur, Pablo Discobar, Kaffibarrin, B5,Boston gibi mekanlar yer alıyor. İsimler sizi korkutmasın, hepsi 5 dakikalık bir yürüyüş çemberi içerisinde.

Reykjavik Gece Hayatı hakkında bilmeniz gerekenler

Cuma- cumartesi oldukça hareketli, gece hayatı 12’den önce başlamıyor, sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyor. Yasal saat 04.00 ancak çok fazla mekan bu kuralı takmıyor.

Avrupa’nın çoğu yerinde olduğu gibi Reykjavik’te de dam problemi bulunmuyor, bu gözler 16 kadını aynı anda bir mekana girerken gördü.

Önceden içip gitmekte fayda var, barlarda ortalama 50’lik biralar 12 Euro, kokteyller 20 Euro’dan başlıyor.

Her mekanın önünde uzun kuyruklar göreceksiniz, şaşırmayın, bunlar oldukça normal. Sakın Türkiye’deki gibi güvenliğe abi bizi kenardan alsana muhabbetine girmeyin sert bir tepki ile karşılaşabilirsiniz.

Mekanlarım çoğu gündüz bar, akşam gece kulübüne dönüşüyor. Aklınıza öyle devasa büyük gece kulüpleri gelmesin sakın.

Blue Lagoon – İzlanda

BLUE LAGOON

Gelelim İzlanda’nın gezilecek yerler listesinin en üst sırasında yer alan, resmen ülkenin sembol fotoğrafı / imgesi haline gelen Blue Lagoon’a. (Mavi Lagün)

Blue Lagoon Keflavik Havalimanı ile başkent Reykjavik’in arasında bulunan bir termal tesis. Bizdeki kaplıcalara benzetebilirsiniz ancak olayı çok daha farklı.

Havalimanı Reykjanes Yarımadası‘nın batısında bulunuyor. Bu yarımada sıcak su kaynakları ile ünlü. Her yerden dumanlar çıkıyor desek yeridir. Bu sıcak su kaynakları jeotermal enerjiye dönüştürülerek ısıtma ve sıcak su teknolojilerinde kullanılıyor ayrıca elektrik üretimi de sağlıyor. Bu sebeple bölgedeki sıcak termal kaynaklar İzlanda’da ısınma , elektrik ve su faturalarının abartılı derecede çıkmamasının en büyük kaynağı.

Blue Lagoon 1980’lerin sonunda termal bir tesise dönüştürülecekken sıcak su kaynağının bu bölgede daha farklı bir sıcaklık ile kaynadığı görülüyor. Daha sonrasında üzerine yapılan tesis ile birlikte havuzlar ortaya çıkarılıyor. Bugün dünyanın her yerinden turist çeken İzlanda’nın simgesi Blue Lagoon’un su sıcaklığı 39-43 derece arasında değişiyor.

Blue Lagoon’a girerken kullanacağınız çeşitli paketler mevcut, bu paketlerin en çok satanı Premium Paket, bu pakete bornoz, havlu, terlik, özel dolap ve 1 içecek dahil, fiyatı ise 87 Euro. Evet İzlanda çok pahalı demiştik.

Önce soyunma odalarında üzerinizi değiştirip duş alıyorsunuz, daha sonra binanın içinden havuz bölgesine iniyorsunuz, bornozunuzu asıp kendinizi dumanlar yükselen sıcacık suya bırakıyorsunuz.

Havuz kompleksi 3 farklı bölgeden oluşuyor, ayrıca havuzların içinde 2 adet var, 1 adet maske bölümü, 2 adet büyük sauna ve sıcak su şelalesi bulunuyor.

Blue Lagoon’a giriş yaptıktan sonra dilediğiniz kadar içeride kalabilirsiniz. En ideal zaman dilimi akşamüzeri buraya girerek hem gündüzünü hem de gecesini yaşamak. Şansınız yaver gider de kuzey ışıkları erken bir saatte kendini gösterirse Blue Lagoon’da yüzerken kuzey ışıklarını görme şansınız bile mevcut.

Blue Lagoon Keflavik Havalimanı’ndan 20, Reykjavik’ten ise ortalama 45 dk uzaklıkta.

Rezervasyon için buraya göz atabilirsiniz.

İZLANDA’NIN EN ÜNLÜ ROTALARI

Yukarıdaki rehberde başkent Reykjavik ve çevresindeki en ünlü gezilecek yer olan Blue Lagoon’u ana hatları ile anlattık.

Aşağıda yazacaklarımız ise İzlanda’nın vahşi yaşamına açılan, birbirinden güzel ve ünlü İzlanda yolları.

İzlanda’da çok çok önemli 3 tane sürüş rotası bulunuyor. Bunlar sırayla Ring Road (Yüzük Yolu) , Golden Circle (Altın Çember) ve Diamond Circle (Pırlanta Çemberi).

1-İZLANDA’NIN ÜNLÜ ALTIN ÇEMBERİ (GOLDEN CIRCLE)

Altın Çember İzlanda‘nın en çok ziyaret edilen sürüş rotalarının başında geliyor. İzlanda turunun olmazsa olmazı Altın Çember başkent Reykjavik’ten yarım saat uzaklıkta olduğu için ülkeyi kısa süreli ziyarete gelenler açısından ülkenin olmazsa olmazı.

Altın Çember Gezilecek Yerler

1-Thingvellir Milli Parkı

Thingvellir Milli Parkı ülkenin en bilinen milli parkı. Gerek başkent Reykjavik’e yakın oluşu gerekse de kuzey ışıkları turları için çok ideal bir bölge.

Thingvellir Milli Parkı ve hemen yanında bulunan büyük gölü Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları tektonik oluşumlarının çarpıştığı yerde bulunuyor. Yani ayağınızı açtığınız anda bir ayağınız Kuzey Amerika’da, diğer ayağınız ise Avrupa’da bulunuyor.

Bir de Thingvellir’de öyle bir olay var ki sırf bu işin çılgınları bu deneyimi yaşamak için Thingvellir’e akın ediyor. Tektonik oluşumlar gölde oldukça daralıyor, gölde yapılan scuba dalışları sayesinde (tüplü dalışlar) aynı anda Kuzey Amerika ve Avrupa kıtalarına dokunmak mümkün.

Bunun dışında Thingvellir dünyanın ilk parlamentosuna da ev sahipliği yapıyor. MS 900’lerde Vikingler‘in kurduğu parlamento dünyanın ilk parlamentosu kabul ediliyor.

Bugün parlamentonun yerinde büyük bir İzlanda bayrağı ve anıt yer alıyor.

Bu bölgenin ilginç bir özelliği ise, İzlanda’nın ilk başbakanı İzlanda Cumhuriyeti Anayasası’nı (ülkenin ilk cumhuriyet anayasası) ve bağımsızlık belgesini burada 1944’te burada imzalamış. Bu açıdan da oldukça ilginç bir tarihe selam çakma durumu var.

2-Geysirler

Gelelim her belgeseli süsleyen, bir anda yerden 30-40 metreye kadar fışkıran inanılmaz geysir (gayser) oluşumlarına.

Geysirlerin olayı oldukça basit, magmaya oldukça yakın geçen yeraltı suları ısınarak kaynıyor ve basınçla yeryüzündeki yarıklardan yukarıya fışkırıyor.

Ortalama 4 dakikada bir fışkıran bu geysirlerdeki sular 20-30 metreye kadar çıkabiliyor.

1990’larda oluşan bir deprem sonrası ülkenin en ünlü geysirindeki yarık açılıyor ve artık su fışkırtmıyor. En ünlü geysir ise ortalama 80 metre su fışkırtıyormuş. Bugün 20-30 metreliğiyle idare ediyoruz artık.

En güzel yanı ise, ellerinde kameralar ve telefonlar ise fışkırma anını bekleyen turistlerin oluşturduğu muhteşem kalabalık!

Gullfoss Şelalesi

3-Gullfoss Şelalesi

Gelelim muhtemelen İzlanda’da göreceğiniz ilk ve en önemli şelalelerden Gullfoss‘a.

Gullfoss park alanı olarak İzlanda’nın en yakınına girebileceğiniz şelalelerin başında geliyor. Henüz arabanızı çeker çekmez bu büyüleyici şelale karşınızda gürüldüyor.

Gullfoss aslında tek bir şelale değil, kat kat merdiven gibi kanyona dökülen 3 farklı alandan oluşuyor. Yine çoğu şelalede olduğu gibi hem yakından izleme hem de yüksekten izleme terasları bulunuyor.

İzlanda’nın gezilecek yerler listesinin olmazsa olmazı Gullfoss’un aslında mükemmel bir hikayesi var.

İzlanda’da altın bir kural var, araziniz herhangi bir doğal güzelliği kapsıyor ise o doğal güzellik sizin oluyor ancak Türkiye’deki gibi üstüne hemen tesis dikeyim, para kazanayım durumu yasal değil.

Gullfoss şu anda devlete ait ancak 1800’lerde bir çiftçinin ailesine aitmiş. Bu çiftçi abimiz zorda kalınca şelaleyi İngilizlere satmak istemiş. İngilizler de buraya baraj kurarak elektrik üretimi yapacaklar ve doğanın dengesini sarsacaklarmış.

Buna oldukça içerlenen ve şelaleye aşık olan çiftçinin kızı babasına yalvarmış, başvurmadığı merci kalmamış en son yasadaki bir açığı fark etmiş, kendisinin de şelale üzerinde %50 hak sahibiyeti varmış, babası %50’yi satsa bile aile yerel olduğu için yerel ailenin sözü geçerli olacakmış. Bunu öğrenen İngilizler sonra alımdan vazgeçmişler ve  çiftçinin kızı şelaleyi kurtarmış.

Bugün bu olayın anısına bu kızımızın figürünün yer aldığı bir portre şelalenin hemen yanı başında bir kayaya işlenmiş!

 

2-İZLANDA’NIN EN ÜNLÜ YOLU : YÜZÜK YOLU (RING ROAD)

İzlanda’nın batısında, Reykjavik’ten başlayıp ülkeyi çember şeklinde dolaşan ve yine Reykjavik’te biten 1 numaralı otoyol bulunuyor. Ülkenin ilk otoyolu olma özelliği taşıyan 1 numaralı otoyola Ring Road, yani Yüzük Yolu deniyor.

İzlanda’yı ziyaret eden turistlerin pek çoğu Yüzük Yolu’nu yapmıyor çünkü Yüzük Yolu ülkenin daha bakir ve doğal olarak pahalı bölgeleri olan Doğu İzlanda ve Kuzey İzlanda’dan geçiyor. Bu bölgelerdeki doğa harikaları baş döndürücü olsa da Yüzük Yolu en az 1 haftalık bir ziyaret ile tamamlanabiliyor.

Bizler de İzlanda turlarımızda Yüzük Yolu’nu takip ediyor ve ülkeyi baştan sona çember şeklinde dolaşıyoruz.

NOT: Aşağıda okuyacağınız Güney İzlanda, Doğu İzlanda ve Batı İzlanda yazılarının tümü Yüzük Yolu’nu kapsamaktadır!

3-PIRLANTA ÇEMBERİ (DIAMOND CIRCLE)

İzlanda’da Altın Çember ile birlikte Pırlanta Çemberi rotası da oldukça ünlü ancak yine de çok az kişi tarafından ziyaret ediliyor.

İzlanda’da Altın, Pırlanta gibi rota isimleri verilmesinin sebebi bölgedeki yeraltı kaynakları ile alakalı değil, tamamen doğaya duyulan eşsiz değerin bir simgesi.

Pırlanta Çemberi ülkenin kuzeyine yer alan aynı zamanda da Game Of Thrones’un çekim yerleri arasında yer alan Lake Myvatn civarından başlıyor. Burası aynı zamanda Yüzük Yolu ile kesişiyor. Daha sonrasında Pırlanta Çemberi kuzeydeki İzlanda’nın balina başkenti Husavik’e kadar çıkıyor.

İZLANDA’NIN EN ÜNLÜ ROTASI : GÜNEY İZLANDA

Güney İzlanda gerek ikliminin kuzeye ve doğuya göre daha elverişli olması gerekse de bulundurduğu doğal güzelliklerin konum olarak birbirine yakın olması ve daha kısa sürede kat edilebilmesi açısından turistlerin akınına uğruyor.

Güney İzlanda Altın Çember‘in sonundan başlıyor ve İzlanda’nın doğu sınırındaki Höfn kasabasına kadar ilerliyor.

Tamamen Yüzük Yolu (1 numaralı otoyol) ‘nun üzerinde yer alan Güney İzlanda’da gezilecek yerler listesi saymakla bitmiyor.

İZLANDA’NIN EN ÜNLÜ ŞELALELERİ

Güney İzlanda‘da mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken 2 tane şelale yer alıyor.

Bunlardan ilki Skogafoss.

Foss kelimesini İzlanda’da duymamak mümkün değil çünkü yerel dilde foss şelale demek.

Skogafoss İzlanda’nın görsel olarak en ünlü şelalelerinin başında geliyor ve 81 metre yükseklikten aşağıya devriliyor. Park alanına 2 dakikalık yürüme mesafesindeki şelalenin yanındaki basamaklar sayesinde üst kısmındaki seyir terasına da çıkılıp güzel kareler yakalanabilir.

Skogafoss’un çok bilinmeyen enteresan bir de hikayesi mevcut.

Bir gün, abimizin birinin ölümü yaklaşıyor, yaşlı abimiz de elinde ne kadar hazine varsa bir sandığa gömüp inanılmaz saygı duyduğu Skogafoss’tan aşağıya bırakıyor. Birkaç yıl önce 2 tane maceraperest bu hikayenin peşinden koşuyor ve döküldüğü yere dalıyorlar. Dalış sırasında bir kutu buluyorlar ve açtıklarında bir yüzük ellerine geliyor, tam o sırada şelaleden dökülen suyun hacmiyle kutu ellerinden kayıyor ancak yüzüğü kurtarıp dalışı tamamlıyorlar.

Bulunan yüzüğü alan gençler oradan ayrılıyor ve bu hikayeyi paylaşıyorlar. On yıllar boyunca konuşulan bu hikayenin gerçek olduğu böylece teyit edilmiş oluyor. Ancak hikayenin tüm taşları yine de yerine oturmamış.

Bu arada İzlanda’daki pek çok şelale bu tarz ilginç hikayelere sahip.

 

İzlanda’da ismi söylenmesi oldukça zor olan bir başka şelale ise güneyin en ünlülerinden biri Seljalandsfoss.

İsminin söylenmesi zor ancak kendisi büyüleyici.

İzlanda turlarının vazgeçilmez fotoğraflarından olan bu şelale ise oldukça dik bir kayadan 90 derece eğimle o kadar güzel akıyor ki arkasındaki taşların güzelliği ve üzerinde sürekli oluşan gökkuşağı ile tam bir fotoğraf cenneti!

İZLANDA’NIN LAVA TARLALARI : ELDHRAUN

Vik ve Vatnajökull arasında bulunan Eldhraun bence ülkenin en enteresan olaylarından birine ev sahipliği yapmış devasa bir bölge.

Eldhraun lava tarlalarının bulunduğu bölgede 1783’ten 1784’e kadar süren devasa bir yanardağ patlaması olmuş. 1 sene boyunca hiç durmayan bu volkanik patlama sonrasında ülke 3 sene karanlığa gömülmüş, insan nüfusunun %30’u , hayvan nüfusunun %60’ı yok olmuş. Oluşan küller insan boyutunu geçmiş.

Patlayıp çevreye yayılan lavlar yıllar sonra soğumuş, 1700’lerden günümüze dek üzerleri yosun kaplanmış ve bugün Şirinler Köyü gibi duruyor. Bazı lavlar yosun aşınmasından dolayı oldukça yumuşaklar ve çökebiliyorlar, yürürken dikkat etmek lazım.

***

Güney İzlanda rotanızda istemeseniz bile uğrayacağınız Vik kasabası yer alıyor. Yine İzlanda albümlerinde göreceğiniz bu muhteşem kasabada yalnızca 300 kişi yaşıyor. Eskiden ünlü bir balıkçı kasabası olan Vik bugünlerde tamamen turizme hizmet ediyor.

İzlanda’nın güneyinde lokasyon olarak mükemmel bir konumda olan Vik ve çevresinde onlarca konaklama seçeneği bulunuyor, bu da Güney İzlanda turuna gelenler için güzel bir alternatif sunuyor.

İZLANDA’NIN EN ÜNLÜ SİYAH KUMLU PLAJI : REYNISFJARA

Yine İzlanda’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler listesinin başını çeken güneyin başkenti Vik’e 10 km uzaklıkta yer alan ve dünyanın tropikal olmayan en iyi 10 plajından biri kabul edilen Reynisfjara, nam-ı diğer siyah kumlu plaj!

Reykjavik’teki ünlü kilisenin mimarının burada okyanus ile buluşan özel oluşumlardan etkilendiğini söylemiştik.

Buradaki kayalar volkanik patlama sonucu yükselen bazalt kolonların piramit şeklini alması sonucu oluşmuş ve bu anlamda dünyada çok çok az bulunan özel bir yapıya bürünmüş.

Siyah kumların sonunda yükselen Dyrholaey Kayalıkları günbatımında enfes bir manzara sunuyor. Burayı tabiki de Game Of Thrones’tan hatırlayacaksınız.

 

VATNAJÖKULL MİLLİ PARKI :
AVRUPA’NIN EN BÜYÜK BUZULU

İzlanda turunun muhtemelen en vazgeçilmez noktalarından birisi de Vatnajökull buzulu. Vik’ten ortalama 1 saat uzaklıkta bulunan Vatnajökull buzulu Avrupa’nın en büyük buzulu.

O kadar devasa bir buzuldan bahsediyoruz ki Vatnajökull İzlanda’nın tüm yüzölçümünün %8’ini kaplıyor.

Ne yazık ki buzullarda açılmalar mevcut, her yıl buzullar 100 metre – evet yanlış duymadınız – geriye çekiliyormuş. Küresel ısınma yok diyenlere selam olsun!

 

VATNAJÖKULL BUZULUNDA YAPILACAK AKTİVİTELER

JÖKULSARLON VE PIRLANTA PLAJI (DIAMOND BEACH)

Vatnajökull’un sahile oldukça yakın bir kesiminde oluşan buzul lagünü Jökulsarlon İzlanda‘nın en bilindik karelerinin başında geliyor.

Buzulun göl ile birleştirdiği ve devasa bir lagün oluşturduğu noktada yer alan Jökulsarlon kısacık bir nehir ile birlikte okyanusla birleşiyor.

Vatnajökull’dan kopan büyük buz parçaları bu lagünden kayıp nehre akıyor ve birkaç yüz metre sonra da okyanus ile buluşup suya karışıyor. Buz kalıplarının önünüzden akıp okyanusa doğru yol alması gerçekten büyüleyici bir olay.

Buzulların okyanus ile birleştiği noktada siyah kumlu bir diğer ünlü plaj yer alıyor : Diamond Beach (Pırlanta Plajı).

Devasa kütleler halinde okyanus suyuyla buluşan buzullar burada parçalara ayrılıyor ve bazı parçalar dalgalar ile birlikte siyah kumların üzerine düşüyor. Burada düşen buzların erime süresi birkaç günü buluyor. Siyah kumların üzerinde kış güneşinde parlayan buz parçaları pırlantayı andırıyor. Gerçekten fotoğraf çekmek için mükemmel bir nokta.

BUZULLARDA TEKNE – BOT TURLARI

Jökulsarlon ve etrafındaki bazı buzullarda zodyak botlar ya da İzlanda usulü balıkçı tekneleri ile bot turları yapılıyor.

Ortalama 1 saat süren bu bot turlarının fiyatı 80 Euro’dan başlıyor.

Biz İzlanda turlarımızda bu aktiviteyi zodyak botlar ile yapıyoruz, böylece buzullara daha çok yanaşabiliyor, daha iyi fotoğraf kareleri yakalayabiliyoruz. Oldukça deneyimli bot rehberleri buzullar hakkında mükemmel bilgiler veriyorlar.

Öncelikle lagünlere (suya) düşen buzullar ortalama 400-500 yaşında, daha iç kesimlerdeki buzulların bazıları ise milyon yaşında! Buzullar her yıl ortalama 100 metre geriliyor ve lagün alanları genişliyor. Küresel ısınmanın yan etkileri İzlanda gibi kuzey ülkelerinde ne yazık ki gözle görülür, hissedilir düzeyde görülüyor.

 

İZLANDA BUZUL YÜRÜYÜŞLERİ

İzlanda’nın buzul diyarı güneyde yapılacak o kadar fazla aktivite var ki nefes almaya zamanınız olmayabilir.

İzlanda görülecek yerler listesinin en önemli noktalarından biri olan İzlanda’nın güneyinde ekim – nisan ayları arasında buzul yürüyüşleri yapmanız da mümkün.

Ortalama 3 saat süren buzul yürüyüşlerini yapan pek çok firma bulunuyor. Buzulun belirli yerlerine kadar sizi götürdükten sonra ekipmanları giydiriyorlar ve özel çivili buz ayakkabılarınız ile rehber eşliğinde yürüyüşe başlıyorsunuz.

Seviye seviye olan bu yürüyüşlerin bazılarında buzul yarıklarına ipli tırmanış da yapabiliyorsunuz.

Fiyatlar 100 Euro’dan başlıyor.

İZLANDA BUZ MAĞARASI TURLARI

İzlanda’nın mutlaka yapılması gereken aktivitelerinden biri olan buz mağarası turları İzlanda’nın en turistik aktivitelerinden biri.

Kasım – mart arası dönemde yapılan bu aktiviteler için sizi özel araçlarla (jeepler) buzların içinde ortalama 45 dakika götürüyorlar. Daha sonrasında deneyimli rehberler eşliğinde bu mükemmel aktiviteyi yapıyorsunuz.

Buz mağarası turları İzlanda’nın en pahalı aktivitelerinden biri, fiyatlar 150 Euro’dan başlıyor ve ulaşım dahil toplamda 3 saat sürüyor.

GÜNEYDOĞUDA ŞAHANE BİR BALIKÇI KASABASI : HÖFN

İzlanda’nın en turistik yerleri listesinin sayarsak 1 numaralı otoyoldan Reykjavik ve Höfn arasını söyleyebiliriz. Burası ülkenin güneyini doğu sınırına kadar kesen ve yukarıda anlattığımız tüm aktiviteleri yapabileceğiniz bölge oluyor.

Höfn Vik’e oranla daha ucuz ve daha çeşitli konaklama olanaklarıyla biraz daha büyük ve turistik bir yer. Turistik demişken aklınıza öyle devasa oteller, tesisler vs gelmesin.

Tüm İzlanda’nın turizm kaderinin değiştirdiği gibi Höfn de %100 balıkçı kasabası iken turizm sonucu kendini turizme adamış bir şehir. Balıkçılık hala devam etse de eski rakamlarına göre oldukça düşük.

Çok şirin bir limanı olan Höfn’de liman üzerinde 2 tane çok şık restaurant bulunuyor. Fiyatlar çok yüksek olsa da bir akşamınızı buraya ayırıp güzel bir balık menüsü ile kendinize bir hediye verebilirsiniz.

DOĞU İZLANDA FİYORTLARI

Reykjavik – Höfn arasının diğer tüm İzlanda rotalarına göre oldukça kalabalık, yoğun ve turistik olduğunu söylememiz gerekiyor.

Esas zorlu rota ise doğudaki fiyortlardan başlıyor.

İzlanda’da doğuya doğru gidildikçe vahşilik ve bakirlik artıyor. Pek çok İzlanda turu rotası da Yüzük Yolu üzerinde bulunan bu bölgeyi ziyaret etmiyor. Gerek konaklama seçeneklerinin yetersizliği, gerekse de var olanların bile oldukça pahalı olması bütçeleri cidden zorluyor.

Höfn’den çıkıp doğuya doğru yol aldıkça yaklaşık yarım saat sonra büyüleyici İzlanda doğu fiyortları başlıyor. Baş döndüren manzarada fiyortların deniz ile buluştuğu kıvrımlı yollardan ilerliyor ve küçük balıkçı kasabaları ile karşılaşıyorsunuz.

Doğu’nun başkenti olarak geçen Egillstadir‘in nüfusu 2500. O kadar şirin bir kasaba ki mutlaka durup bir şeyler yiyip için. Ayrıca yolda paranız bitti derdi olursa kasabanın girişinde karşılıklı 2 tane banka var, çok rahat para bozdurabilirsiniz.

 

KUZEYE DOĞRU BÜYÜLEYİCİ YOLLAR : DETTIFOSS

Dettifoss İzlanda‘nın en büyük şelalesi, şelalelerin efendisi ve aynı zamanda Avrupa’nın da en yüksek debi ile akan şelalesi.

Yani Dettifoss kendi içinde o kadar çok “en” barındırıyor ki, İzlanda’ya gelmişken bu büyüleyici doğa harikasını görmeden olmaz.

Problem şu ki, İzlanda’nın en büyüğünü görmek o kadar da kolay olmuyor. İzlanda’nın kuzeydoğusunda, sarp kayalıkların içindeki devasa bir kanyona akan Dettifoss’a gitmek için doğu fiyortlarından sonra oldukça dağlık ve yolu bozuk bir arazide ortalama 2 saat ilerlemek gerekiyor.

Park alanından sonra yaklaşık 20 dakika yürüdüğünüzde Dettifoss’a ulaşıyorsunuz, yolda yürüyerek kanyona yaklaşırken duyulan su sesi bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor.

Dettifoss boşuna bu kadar övgüyü haketmiyor, hafif çamurlu akan suyu gerçekten çok şiddetli ve inanılmaz büyük! Çevresinde 2 tane izleme platformu bulunuyor, bu arada İzlanda’daki tüm şelalelerde bu olay var, ilk teras şelaleye oldukça yakın, izlerken dahi ıslanıyorsunuz, ikinci teras ise yüksekte daha panoramik bir manzara sunuyor.

DÜNYANIN BALİNA BAŞKENTİ : HUSAVİK

Kuzey İzlanda’nın en güzel, en tatlı şehri Husavik dünyanın balina başkenti olarak biliniyor.

Yukarıda İzlanda’da 2 farklı yerde balina turu yapabileceğinizi söylemiştik. Bunlardan ilki başkent Reykjavik fakat çok popüler değil sebebi ise Reykjavik açıklarının balina geçiş noktası olması.

Husavik açıkları ise tamamen balina yumurtlama ve çiftleşme bölgesi. Onbinlerce kambur balina Karayipler’den uzun bir yolculuk sonrası Husavik açıklarına geliyor.

Husavik hayatımda gördüğüm en enteresan kasaba, küçük bir balıkçı kasabasıyken İzlanda’nın turizminin gelişmesi sonucu kendini %100 olarak turizme adamış.

Husavik’in nüfusu 1500 civarında, eskiden balıkçılık ile uğraşan yerel halk daha sonrasında bölgenin özel koruma statüsüne alınmasıyla birlikte teknelerini balina turlarına çevirmişler.

Ufacık şehirde 4 tane büyük balina turu acentası bulunuyor, öyle ki her gün ortalama 8 büyük tekne balina gözlem turuna çıkıyor.

Tüm acentalarda dünyanın her yerinden buraya balina turlarında çalışmaya gelen yabancılar var, onun için yüksek sezonda yabancı çalışan nüfus yerel nüfustan daha fazla olabiliyor.

Husavik’te sadece 1 otel ve çok sayıda guesthouse var.

İZLANDA’NIN EN MEŞHUR OLMAYAN YOLU :
PIRLANTA ÇEMBERİ (DIAMOND CIRCLE)

İzlanda’nın ünlü çemberlerinden olan ancak ulaşımı nedeniyle bir hayli az turistin ziyaret edebildiği Pırlanta Çemberi aynı zamanda Game Of Thrones’un çekim yerlerini de kaplıyor.

Myvatn Gölü ile Husavik arasında kalan ve Yüzük Yolu (Route 1) ile kesişen efsane bir rota Pırlanta Çemberi.

Pırlanta Çemberi 260 km’lik bir rota, Asbyrgi Kanyonu, Dettifoss Şelalesi, Myvatn Gölü, Dimmuborgir Milli Parkı, Myvatn Doğal Su Kaynakları, Krafla Krater Gölü ve Hverir Jeotermal Parkı’ndan oluşuyor.

DIMMUBORGIR MİLLİ PARKI

Dimmuborgir Milli Parkı Myvatn Gölü’nün yamacında yer alan ve milyonlarca yıllık aşınma sonucu oluşan muhteşem taşların görsel oluşturduğu İzlanda’nın en ünlü yürüyüş (trekking) rotalarından biri.

Sadece parkın içinde 4 farklı trekking rotası var ki bazıları 30 km’ye kadar çıkabiliyor.

Tabiki de bu parkı dünya turizmine kazandıran burada çekilen devasa bütçeli yapımlar, ilk olarak bu milli parkta Yüzüklerin Efendisi çekiliyor, şu sıralar ise park Game of Thrones çekimleri için oldukça meşgul!

Dimmuborgir birkaç kare fotoğraf çekmek ve dolaşmak için ideal ancak profesyonel trekkingci değilseniz çok fazla zaman harcamamanız gerekiyor çünkü etrafta gezilecek çok daha fazla yer bulunuyor.

Dimmuborgir Milli Parkı aynı zamanda İzlanda’nın mitolojik karakterleri Noel Çocuklar’a da ev sahipliği yapıyor. İlginç bir hikayesi var, buradan ulaşabilirsiniz…

GRJOTAGJA MAĞARASI

Dimmuborgir’e hemen hemen 10 dakika sürüş mesafesinde yer alan Grjotagja Mağarası ne dünyanın en ünlü mağarası ne de İzlanda’nın en büyüğü, aksine çok çok küçük bir mağaradan bahsediyoruz.

Bu mağaranın bu denli ünlü olması tabi ki Game of Thrones’a damga vuran en ünlü sahnelerden birinin çekilmiş olması.

İçinde 50 derecelik bir sıcak su kaynağı bulunan İzlanda’nın bu ünlü mağarasında Game of Thrones Jon Snow ile Ygritte‘in sevişme sahnesinin çekilmiş olması.

İzlanda’da hemen hemen her yerinde olduğu gibi bu mağara da kişisel mülk, yani bir sahibi var. Ancak yine de sağolsunlar girişe ücret vs koymayarak turistlerin gönlünü fethetmişler.

MYVATN DOĞAL SU KAYNAKLARI – BANYOLARI

Diyelim ki Blue Lagoon deneyimi size yetmedi, pahalı geldi ya da yer yoktu giremediniz, üzülmeyin çünkü ülkenin kuzeydoğusundaki bu cennet bölge de aynı batıda olduğu gibi sıcak su kaynakları ile ünlü.

Blue Lagoon’un bir benzeri tesis burada da bulunuyor, tabiki de Blue Lagoon’dan daha az kalabalık ve daha ucuz.

HVERİR – DÜNYA ÜZERİNDEKİ MARS

Hverir Jeotermal Parkı, kısaca Hverir yine yukarıda bahsettiğimiz Diamond Circle noktalarına oldukça yakın bir konumda bulunuyor.

Yeryüzüne çıkan duman bacaları, sıcak su kaynakları ve sülfürlü suyun oluşturduğu inanılmaz renkleri, arkasındaki dağın çılgın oluşumu ile birlikte dünyada Mars’ı yaşayabileceğiniz en ideal nokta kabul ediliyor burası.

Öyle ki tüm Mars belgeselleri burada çekiliyor, hatta Mars’a gönderilmek üzere özel eğitim alan astronotlar bile göz aşinalığı yaşamaları açısından bu bölgeye gönderilip özel eğitimlere tabi tutulmuşlar.

 

KRAFLA KRATER GÖLÜ

İzlanda’nın en güzel fotoğraf duraklarından biri olan Krafla Krater Gölü yine bölgede diğer destinasyonlara oldukça yakın bir mesafede bulunuyor.

Dünyadaki pek çok krater gölünün oluşmasının ana sebebi meteor çarpması olsa da İzlanda’da tabiki de ana etken volkanik patlama.

Küçük bir volkanın patlaması sonucu oluşan Krafla’da güzel birkaç kare yakalamanız mümkün.

TANRILARIN İZİNDE : GODAFOSS

Myvatn Gölü’nün kenarında Diamond Circle ile birleşen Yüzük Yolu’nu takip ederek kuzeyin başkenti ve ülkenin en büyük 2. şehri Akureyri’ye doğru yola çıkıyoruz.

Husavik – Akureyri arası ortalama 1 saat sürüyor.

Yol üzerinde ise İzlanda’nın en etkileyici şelalelerinden biri, Tanrıların Şelalesi yani Godafoss yer alıyor.

Godafoss çok yüksekten akan bir şelale değil ancak yana doğru oldukça geniş ve gerçekten manzarası büyüleyici.

Hemen hemen her şelalede olduğu gibi Godafoss’un da mükemmel bir hikayesi var.

İzlanda Hıristiyanlık’ı kabul ettiği dönemde Norse inancını terkediyor. Norse inancı paganizm kökenli, pek çok Tanrı’nın olduğu inanç ve her Tanrı’nın da kendine göre sembolleri var, bir nevi putlar gibi düşünebilirsiniz.

Abimizin biri Hıristiyanlık’ı kabul ettikten sonra Norse inancında var olan tüm Tanrı sembllerini yüksekten aşağıya bırakıyor. Artık bu inancın geçerli olmadığını ve objelerin gereksiz olduğunu düşünüyor.

Norse inancına göre de bu yapılan bir hakaret, Tanrılar çok öfkeleniyor ve bölgede bu devasa şelale oluşuyor.

KUZEYİN BAŞKENTİ : AKUREYRİ

İzlanda’da balık yemek istiyorsanız Akureyri’ye gideceksiniz 🙂

Akureyri Kuzey İzlanda’nın başkenti ve ülkenin en büyük 2. şehri, büyük dediğimize bakmayın nüfusu 15 bin.

Çok şirin bir sahil şeridi, Reykjavik’tekine benzer anlamsız bir modern kilisesi var. Tamamen yol üzerinde konaklamak, akşam şık bir restaurantta yemek yemek ve dinlenmek için ideal bir şehir, daha fazlasını beklememek gerekiyor.

BATI İZLANDA – SNAEFELLSNES YARIMADASI

Bir diğer ismi söylenmesi imkansız bölge ile daha karşınızdayız.

İzlanda’nın en turistik ve en özel noktalarından biri olan Snaefellsnes Yarımadası bölgesi İzlanda’da da sadece peninsula, yani yarımada olarak yer alıyor.

En yakınındaki büyük şehir Borgarnes, Reykjavik’e ortalama 2 saat mesafede bulunuyor.

Borgarnes ile yarımada arası ise ortalama 30 dakika sürüyor.

Kirkjufell – Batı İzlanda

İZLANDA SNAEFELLSNES GEZİLECEK YERLER

KİRKJUFELL DAĞI

Kirkjufell yarımadanın en özel noktalarının başında geliyor.

Yarımadanın kuzeyinde yer alan bu spiral dağ ve önündeki şelaleler bizlere yine Game of Thrones’tan tanıdık geliyor.

Kesinlikle İzlanda’nın ikonik fotoğraflarından olan bu dağ aynı zamanda Harry Potter olarak da anılıyor, spiral tepe Harry Potter’ın ünlü hangi bölüme gideceğinizi haykıran spiral şapkasına benziyor.

BUDHİR SİYAH KİLİSE

Kiliseler İzlanda’da bir ilginç oluyor demiştik, İzlanda’nın bir diğer simge noktası Budhir Siyah Kilisesi.

Siyah ahşaptan yapılmış ufacık şapeli andıran bu kilise yarımadanın güneyinde bulunuyor.

ARNARSTAPİ

Yarımadanın batısında bulunan bu nokta Güney İzlanda’daki siyah kumsalda, deniz üzerinde bulunan kayalıklar ile benzer manzaralar sergiliyor.

Arnarstapi‘nin en güzel noktalarından biri ise taştan bir figür olarak inşa edilen Viking heykeli.

Vikinglere saygı bitmiyor!

İZLANDA FOKLARI

İzlanda’da penguen ya da kutup ayısı var mı soruları çok gelse de hayır yok ancak balinalardan sonra ziyaret edebileceğiniz en tatlı yaratıklar kesinlikle foklar.

Yarımadanın güneyindeki pek çok sahilde fokları kayaların üzerinde görmek mümkün.

 

 

0

 Düşkünlük / Bir Yorum
Bu yazıyı paylaşın:
  1. Nur Canoğlu /

    Gezimiz şahaneydi. Yazın da oyle. tesekkurler.

Bu yazı yorumu


Kaydırmak için formda tıklayın

Arşivler

> <
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec