NEW YORK

Önceki Menü

nyc

-Dünyanın en çok ziyaret edilen şehri.

-Dünyanın en pahalı şehirlerinden birisi.

-Dünyada yılbaşının geçirilmesi gereken 1 numaralı adres.

-Alışverişte üstüne tanımam.

-New York gibisini görmedim abi, tam bir rüya.

-Times’da selfie de mi çekilmeyekkkk…

Bu cümleleri sonsuza kadar uzatmak mümkün.

Ama biz biraz farklı anlattık…

a1

 

New York, daha cool bir söyleyiş biçimiyle NYC, hakkındaki tüm olumlu ya da olumsuz görüşlere imzanızı atabileceğiniz ,herkesin hakkında söyleyecek bir şeyler bulduğu rüya şehir.

Dünyada 1 Gün programının çekimleri için 2 aylık bir rota hazırladık, turumuz New York’tan başlayacaktı ve Hakan ile heyecanımız neredeyse sıfırdı. New York özlemim hiçbir zaman olmamıştı, Amerika hayalimcilerden hiç olmamıştım ancak rota bizi bu sefer New York’a sürüklüyordu, gezmeden olmaz denilen , New York’u görmeden fazla konuşma denilen, dünyanın merkezi denilen bu şehre…

Swiss Air’in şahane uçuşuyla Zürih aktarmalı olarak 12 saatte Newark Havalimanı’na ulaştık. Londra üzerinde uyuyakalmamla gözlerimi New Jersey üzerinde açmam bir oldu, okyanusmuş, uçak sallamışmış, uçuş 12 saatmiş falan hiç hissetmedim bile. Güneş batmıştı ve önümüzde uçsuz bucaksız uzanan ışık yağmuruyla hayallerin şehri duruyordu.

New York 3 havalimanına sahip, bunlardan şehre en uzak olanı Newark, Newark aslında başlı başına bir şehir. New York ile arasında New Jersey bulunuyor o derece.

Valizlerimizi alıp heyecanla dışarıya çıkmak için sabırsızlanırken (Neredeyse 15 saat sigara içmemişiz) pasaport kuyruğuyla karşılaşıyoruz. Önümüzde neredeyse 1000 kişilik bir kuyruk, özgürlüğün ülkesine hoşgeldiniz!

Gümrük polisinin önüne gelince sakallığı olduğumuz için atılan bakışlar, Türkiye’yi hala 3. dünya ülkesi gördükleri için yüzlerce kez incelenen pasaport ve vizelerimiz, televizyoncu olduğumuza inanılmayan sorular vs gibi polis tacizlerinden ortalama 2 saatten geçerek resmi olarak Amerika’ya giriş yapmış oluyoruz.

Newark uzak dedik ya, havalimanı içindeki AirMetro ile tren istasyonuna gidiyoruz, tek yön 13 dolarlık (pahalı değil mi ya?) biletlerimizi alıp atlıyoruz trene. Gideceğimiz yer son durak, New York’un kalbi, Manhattan.

Pensilvanya İstasyonu’nda iniyoruz, burası Manhattan’ın da kalbi, yani odun olsa yolunu bulur derler ya, Newark Havalimanı’ndan NYC merkezine ulaşmak çok kolay.

a2

New York’ta konaklama pahalı ama hem uygun, hem de merkezi yerde kalmak istiyorum derseniz Güney Manhattan’daki Chinatown, yani Çin Mahallesi ideal. Biz her ne kadar 2 kişinin içeri zor sığdığı dandik otelimize 50 dolar gecelik ödediysek de sonuçta muhteşem metro sistemi ve Manhattan’da kalmanın rahatlığını yaşadık.

Otelimizi bulmamız biraz zaman aldı, otele doğru yürürken (Hakan her ne kadar sırtımızdaki ve elimizdeki valizlerle o soğukta yürümekten dolayı küfürler savursa da) gerçekten Amerika’da olduğumuzu anlıyoruz, taksiler değişik, binalar değişik, insanlar değişik. Amerika başlı başına dünyadan farklı bir noktada.

Ertesi gün öğleden sonra uyanıp gezmeye başlıyoruz, hangi dükkana girsek günaydın diyorlar, sonradan anlıyoruz ki aslında sabah 8’miş ve saatleri yanlış kurmanın geri zekalılığını ve jet lag kavramını aynı anda yaşıyoruz.

Ve gelelim New York’ta, nedir ne değildir, nereler gezilir.

Öncelikle New York’a gideceğiniz dönem çok önemli, biz Noel döneminde oradaydık, bir şehir düşünün ki kışı yazından daha popüler olsun. Evet New York’un yüksek sezonu Aralık ayını da kapsayan Noel dönemi, yılbaşını Times Meydanı’nda kutlamak da işin cabası.

New York aslında 5 farklı bölgeden oluşuyor, Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island. Manhattan zaten başlı başına ayrı bir şehir. Ve New York’ta görüp görebileceğiniz şeylerin %90’ı burada, yani işiniz Manhattan’la.

a3

Manhattan aslında bir ada, Manhattan da 3 ana bölgeye ayrılıyor, Upper Manhattan (Yukarı Şehir), Mid Town (Orta Şehir) ve Lower Manhattan (Aşağı şehir)

Biz çekimlerimize Mid Town’dan başladık, bakalım neler varmış burada.

a4

 

MANHATTAN GEZİLECEK YERLER (MID TOWN)

Empire State – Rockefeller Center – Chrysler Binası – Times Meydanı – Şehir Kütüphanesi – Grand Central Terminali  – Madison Square Garden bu bölgenin gezilecek ana noktaları.

Bakmayın 5-6 yer saydığımıza, Amerika’da caddeler çok geniş ve sık, yani bir yerden bir yere yürümek ömrünüzü alabilir. Denedik biliyoruz. Metro kullanmak ise çok sıklıkla yapıldıkça sıkabilir.

Turunuza kesinlikle Empire State’den başlayın, dünyanın en ünlü gökdelenine çıkmadan olmaz. Yukarı çıkışlar kişi başı 29 dolar, kesinlikle değer, manzara inanılmaz.

Diğer göze çarpan bina Chrysler, gökdelenin tepesindeki işlemeler şahane.

a5

Gelelim Rockefeller Center’a, buranın tepesine çıkmadık ancak Rockefeller Center’ın en önemli özelliği Noel dönemi önünde yılbaşı süslemeleriyle süslenen Noel ağacı. Önünde yürümeyi bırakın fotoğraf çekilmeniz bile mümkün değil. İnanılmaz bir kalabalık mevcut.

Daha sonraki durağınız Grand Central Terminali olsun, ne işimiz olacak tren istasyonunda demeyin, dünyanın en güzel dekore edilmiş, korunmuş terminallerinden birisi. Görülmeye değer, zaten içeri girdiğinizde aa ben burayı bilmem ne filminden hatırlıyorum diyeceğinize eminim. Tam bir film platosu.

a7

Şehir kütüphanesi Manhattan’ın Grand Central ile birlikte tarihi olan tek yapısı. Gerçekten Mid Town’un göbeğinde çok şık duruyor.

Ve geldik Times Meydanı’na. Dünyanın en pahalı meydanı, dünyanın en merkezi meydanı, dünyanın en lüks meydanı vs gibi yüzlerce en’e sahip olan bu meydan Facebook ve Instagram’ınızdaki @New York isimli fotoğraflarınızın merkezi olacak. 2 köşe nokta düşünün, ortasında akan trafik, sağlı sollu gökdelenlere giydirilmiş yüzbinlerce led ekran, parlayan leonlarla birlikte dönen reklamlar. Işıltı, şaşa, hepsi bir arada. Hakan’la ilk Times’a vardığımızda elindeki tahta bavulla Haydarpaşa’ya gelip ilk defa İstanbul’a bakan insanlar gibiydik, büyük şok. Amerikan rüyası diyorlar ya, işte orası kesinlikle burası.

a6

Hemen yanındaki tiyatro bölgesini ve muhteşem Broadway şovlarının yapıldığı devasa gösteri salonlarına da göz atmakta fayda var. Önlerindeki limuzin ve jeeplerle kendinizi fakir hissetmemeniz mümkün değil.

Ve geldik Madison Square Garden, en son All Star’ın düzenlendiği, New York Knicks takımına ev sahipliği yapan ve aynı zamanda dünyanın en önemli gösteri merkezi olan salona. Madison Square Garden’da herhangi bir NBA maçı izlemek dünyada mutlaka yapılması gereken 100 etkinlikten biri olarak gösteriliyor. Biz denk gelemedik ancak denk gelirseniz NBA’in en pahalı biletli salonunda bilet fiyatları 90 dolardan başlıyoruz. O da en iddiasız maç.

a8

Bu şekilde bir Mid Town turu tüm gününüzü alacaktır, bacaklarınızı hissederseniz gece küçük kaçamak turlar yapılabilir. İyi uykular.

MANHATTAN GEZİLECEK YERLER (UPPER MANHATTAN)

a9

Bu bölge de Central Park, Dakota House ve Harlem’i kapsıyor. Bu kadar az mı şey var demeyin, Central Park fotoğraflarına bakmakta fayda var.

Biz bu bölgeye son gün gittik, Hakan’la tam Türk misali elimizde hamburgerler, kolalar ve ekipmanlarımızla Central Park ile karşılaşmamız şahane oldu. Fotoğraflardan biliyorduk, büyüklüğünü az çok tahmin edebiliyorduk ancak bu kadar görkemli olacağını ve bu denli etkileneceğimizi tahmin etmiyorduk.

Central Park dedikleri şu oluyor, babalar Manhattan gibi dünya ünlüsü yere New Yorkluların, turistlerin, kendi vatandaşlarının rahatlaması, şehrin nefes alması için devasa bir park yapmışlar. İçine de kafeler, buz pistleri, hayvanat bahçesi, yürüyüş yolları gibi sosyalleşme alanları yerleştirmişler. Özellikle yazın hafta sonu insanların buralara akın ettiğini, parkın insanlarla dolup taştığını görebilmeniz mümkün. Park aynı zamanda mükemmel bir doğal yaşam alanı, New York bölümümüzü izleyenler parktaki sincaplara şok olduğumuzu görmüşlerdir.

The Dakota House… Gelelim efsane John Lennon’a. The Beatles efsanesi Lennon, 1940 Liverpool doğumlu ancak tam bir New York aşığı. Dakota House da Lennon’un Central Park’ın hemen köşesinde bulunan evi. Lennon 80 yılında “sözde” bir hayranı tarafından bu evin önünde öldürülüyor. Evi ziyaret etmek mümkün değil, hala daha ailesi bu evde yaşıyormuş ancak önünde fotoğraf çektirebilirsiniz, güvenlikler buna alışmış durumda.

a10

Central Park’ın kuzeyinde ise Upper Town’un belki de en merak edilen bölgesi Harlem yer alıyor. Özellikle 80’lerde siyahi nüfusun yoğunlukta olduğu ve New York’un tehlikeli bölgesi diye adlandırılan bu dünyaca ünlü bölgede fotoğraf makinalarını fütursuzca kullanan Japon turistleri görebilirsiniz. Harlem bölgesindeki otellerin de Manhattan’ın diğer bölgelerine nazaran daha ucuz olduğunu belirtelim.

 

MANHATTAN GEZİ REHBERİ (LOWER TOWN)

Bu bölge de Little Italy, China Town, Wall Street, Brooklyn Köprüsü, Staten Island Feribotu, Finans Bölgesi’ni içine alıyor.

Lower Town ile Mid Town arasında bulunan Little Italy ve China Town bölgelerinden başlayalım, konakladığımız alan olduğu için de en çok zamanımızı burada geçirdik. İtalyalı göçmen ailelerin 40’ların başından bu yana Amerika’ya akın etmesiyle Amerika’da, özellikle New York’ta inanılmaz bir İtalyan nüfusu artışına tanıklık ediliyor. Little Italy, yani Küçük İtalya bölgesi de o dönemler en şaşalı dönemini yaşıyor. Mafyanın yükselişiyle birlikte yavaş yavaş şehir dışına taşınıyor İtalyanlar. Daha sonra önlenemez Çinli akınıyla birlikte Little Italy şu anda tek caddeye indirgenmiş durumda. Etrafı China Town ile sarılı (China Town süpermarketlerle vs dolu, çok özel bir yanı yok) bu sokakta tamamen İtalyancadan oluşan tabelalara, restaurantlara, mükemmel pizzacılara, İtalyan barlarına ve bölgeyi anlatan küçük bir müzeye rastlamak mümkün.

a11

Daha aşağıki bölge ise New York’un kalbi, duygusal olarak. Finans Bölgesi gerçekten çok önemli New York için, New York borsası ve Wall Street bu alanda. Wall Street tabelasının önünde fotoğraf çektirmek dışında pek bir matah yok. Borsaya da ziyaretçi olarak girilmiyor. Wolf of Wall Street filminden de hatırlayacağınız, gücün emsali boğa heykelinde fotoğraf çektirmeyi unutmayın. Hemen yanında da dünyaca ünlü New York Film Akademisi bulunuyor.

a12

Bu bölgenin hemen aşağısında da Staten Island feribot iskelesi var. N’apıcaz iskeleyi demeyin, her yarım saatte bir Staten Island’a kalkan bu tarihi feribotlar bedava. O muhteşem New York gökdelen temalı fotoğrafınızı işte bu feribotların balkonundan çekiyorsunuz. İskelenin hemen yanında Özgürlük Heykeli turları satılıyor ancak Staten Island feribotunun Özgürlük Heykeli’nin hemen yanı başından geçtiğini unutmayın. Feribottasınız, parlayan güneş, önünüzde Özgürlük Heykeli, bir tarafınızda Manhattan diğer tarafınızda ise New Jersey gökdelenleri manzarası.

Staten Island aslında çok büyük ancak pek bir olayı yok, 1 saat sahilde dolanıp turlayabilirsiniz. Sonrasında ise yine beleş (beleşi seviyoruz) olan feribotla geri dönebilirsiniz.

a13

Dönüşte Lower Manhattan’ın doğu sahilinden yürüyün. Karşınıza Brooklyn manzarası çıkacak, hemen ilerisinde de Brooklyn ve Manhattan Köprüleri. Brooklyn Köprüsü’nün üzerine çıkın ve gün batımını izleyin.

New York’un dünyanın en güzel manzara veren şehri olduğunu söylemiş miydik?

a14

Ağırlıklı olarak Manhattan’da dolaştığımızdan dolayı diğer bölgeler hakkında çok atıp tutmak istemiyorum açıkçası.

YAPMADAN DÖNMEYİN

Empire State’den muhteşem Manhattan manzarasını izlemeden,

-Central Park’ta çimlere uzanıp piknik yapmadan (kışın bu mümkün olmuyor ama olsun)

-Times Meydanı’nda selfie çekmeden,

-Little Italy’de pizza yemeden,

-Madison Square Garden’da New York Knicks maçı izlemeden (eğer denk gelirseniz)

-Staten Island Feribotu’na binmeden

-Dünyanın en pahalı corner’ı (köşesi ) olan Wall Street – Broadway köşesinde fotoğraf çektirmeden,

-New York’un dünyaca ünlü metrosunu kullanmadan,

-Brooklyn Köprüsü’nden şahane manzaraya tanıklık etmeden,

-Bryant Park’ta buz pateni yapmadan,

-China Town’daki hemen hemen tüm süpermarketlerde satılan Türk çikolatalarını görüp yok artık demeden

New York’tan dönmeyin…

a15

İPUÇLARI

Nasıl ucuza getiririz, nasıl ulaşım sağlarız, ne b.k yeriz abi biz oralarda diyenlere…

-Taksi çok pahalı, mümkün olduğunca kullanmamaya çalışın,

-New York gece hayatı ünlü ama pek bizlik değildi, 1 biraya 20 dolar vermek istemiyorsanız Brooklyn’deki Irish Pub’lara takılmaya çalışın, Manhattan’dan uzak durun,

-New York metro kartını alın, güzel indirimler yakalayabilirsiniz,

-New York metrosunda eğer güvenlik yoksa yandaki büyük kapıları kullanıp bedava geçin, New Yorkluların sizi aşağılayan bakışlarına pek aldırış etmeyin,

-Mc Donalds bardaklarınızı atmayın, adım başı Mc Donalds olduğu için utanmadan herhangi birine girip bedava olarak kola, su vb ihtiyaçlarınızı karşılayın.

-Alışveriş yapmamaya özen gösterin, aynı markaların Avrupa’da yarı fiyatına, ülkemizde de 4’te 1’i fiyatına olduğunu unutmayın,

-Konaklamanızı Brooklyn’de alın, yok kardeşim ben Manhattan’da takılıcam derseniz doğru adres ya China Town ya da Harlem, 5 yıldızlı otel fantazisine girmeyin.


a16

NEW YORK HAVAALANLARI ULAŞIMI

New York merkezine yolcu taşıyan New York merkezi ve eyaletinde 3 tane havaalanı bulunuyor.

JFK – John F. Kennedy Havaalanı

Newark Havaalanı

LaGuardia Havaalanı

John F. Kennedy Havaalanı’nda metro sistemi var, o yüzden rahatlıkla Manhattan’a ulaşabilirsiniz. Yok ben onu beceremem diyorsanız bizdeki Havataş misali shuttle’lar var, otobüslerin fiyatı 12 dolar. Grand Terminal ve Madison Square Garden’da duruyorlar.

Newark Havaalanı’ndaki AirMetro ile tren istasyonuna ücretsiz olarak ulaşıyorsunuz. Buradan da şehirler arası tren ile Manhattan’a ulaşmak mümkün. 12 dolar.

LaGuardia Havaalanı da merkezi bir yerde, genellikle Amerika iç hatları buraya iniyor. Buradan da yine shuttle otobüs ile Manhattan’a ulaşmak mümkün, fiyatı 13 dolar.

Bu yazı yorumu


Kaydırmak için formda tıklayın