BLED

Önceki Menü

 

bled (2)Gece 5’te ulaştığımız Ljubljana tren garında 2 saat uyukluyoruz. Sıradaki rotamız ise kuzey Slovenya’nın doğa harikası göl kenarı şehri Bled.

Bled Slovenya’nın kuzeyinde bir göl, hemen yanı başında da dünyanın en şirin kasabası yer alıyor, aynı isimle.

Bled’in 5 bin kişilik bir nüfusu, inanılmaz turistik bir yer. Gölü Avrupa’nın en temiz göllerinden biri, kasaba deseniz şahane dağ-göl villalarıyla dolu, dibinde yükselen Alp Dağları, dağın tepesinde göle uçurumdan bakmanızı sağlayan Bled Kalesi…

a1

Ljubljana – Bled arası ortalama 1.5 saat sürüyor, 2 farklı opsiyonunuz var, tren ya da otobüs. İğrenç karayolu manzarasını çekmemek adına dağlardan, geçitlerden, şahane manzara rotalarından geçen treni tercih edin.

İtiraf edeyim trene biner binmez uyuyakalıyoruz ve uyandığımda Bled garına varmışız. O manzarayı kaçırmak üzücüydü açıkçası. (Dönüşte de öküz gibi uyuduğumu belirtmek isterim)

a2

Öncelikle Bled tren garının gölün (kasabanın olduğu kısım) tam ters istikamette, ormanın içinde olduğunu belirtelim. Patikayı takip ederek göl kenarına ulaşabiliyorsunuz, yarım saatlik yürüme mesafesiyle de kasabaya varıyorsunuz.

a3

Biz yine couchsurfing aracılığıyla bu ufak kasabada bile kalacak bir yer bulduk. Bize evine açan kızı hiç görmedik desek yeridir, bir otelde resepsiyonist olarak çalışıyormuş, tek yaşıyor, kasabaya 5 dakika uzaklıkta göl kenarında, balkonundan şahane göl manzarası olan ufacık bir evde yaşıyor. İşleri değiştirelim mi bile dedim.

Bled’te 1 günümüz var, ertesi gün geri dönüş yolculuğu başlayacak, onun için hızlı olmak zorundayız.

Kasabadan başlıyoruz gezmeye, zaten ufacık bir yer. Şunu belirtelim Bled bu coğrafyanın en pahalı şehri, markette bile su 2 Euro. Kutu kolalar 2.5, biralar 4 Euro falan civarında. (Markette!!!)

Daha sonra kaleye çıkıyoruz. Kaleye ya 4-5 farklı patikadan, ormanın içinden, bir yerlerinizden ter gelene kadar tırmanacaksınız, ya da sıkıcı tur gruplarıyla birlikte otobüsle çıkacaksınız.

a4

Yer mi Trakyalı? Başlıyoruz tırmanmaya… En sonunda taş kaleye varıyoruz. Girişler 9’ar Euro, hayatımda ilk defa kullandığım açık öğretim öğrenci kartımla 7 Euro’ya okutuyoruz biletleri. Hakan’da bile açık öğretim kartı varmış, kim bilir kaç yıl önce dolmuştur süresi.

Kalenin tek haltı manzara  ancak öyle bir manzara ki insanın dudağı uçukluyor. Tam tepede, hemen önü uçurum, Bled muhteşem bir şekilde önünüzde uzanıyor. Selfieler, grup fotoğrafları, Çinlilerin anlamsız pozları… Herkes fotoğraf telaşında.

Bu arada kuzeyde Viyana, batıda da Zagreb’e dayanan Osmanlı bir ihtimal Sloven sınırlarına da girer diye apar topar yapılmış bu kale. Tabi Osmanlı buraya çok yakın bir şehri işgal etmiş olsa bile Bled’e kadar gelememiş. Bu efsane kale, Osmanlı’dan korkunun mirası anlayacağınız, iyi ki de yapmışlar da bu manzarayı bize armağan bırakmışlar.

Sonra aşağıya iniyoruz, dün gece hafif sarhoş halde vedalaştığımız Onur da zahmet edip uyanıyor, atlıyor otobüse geliyor Bled’e, yanımıza. Kasabada onunla da buluşuyoruz, başlıyoruz gezmeye.

Gölün tam ortasında bir ada var, bu adada yaşam yok, üzerindeki binalar kilise için ayrılmış. İbadet merkezi bir ada yapmışlar. Buraya gölden tekne kiralayıp kürek çekerek gitmek en mantıklısı çünkü tekne turları kişi başı 12 Euro, pahalı bana kalırsa. Teknenin ise saati 12 Euro, kiralamak en ucuz yöntem yani.

a5

Tekne kiralayacağımız yere giderken oyuncaklara binmeden olur mu? Olmaz. Oyuncak demişken şöyle, gölün diğer tarafında, kasabanın hemen yanı başında tek pistlik bir kayak merkezi bulunuyor. Tabi yazın da bu alan tepeden aşağıya doğru gelen bir çimenlik alan. Adamlar da bu alana yılan gibi bir raylı yol koymuşlar, teleferikle yukarıya çıkıyor,rayların üzerinde giden ufak oyuncaklara atlıyor ve aşağıya doğru raylar üzerinde hız testi yapıyorsunuz. (Programı Youtube üzerinden izlerken bu bölümdeki maceralarımıza dikkat ) Bu aktivite 9 Euro, değer mi diye sormayın, hayli hayli değiyor.

a6

Benim gibi yükseklik korkusu olan adam bile teleferikteki şahane manzaraya karşı koyamıyorum. Tepeden oyuncaklara atlıyoruz, aşağıya inmek 3-4 dakika sürüyor, eğer kolu ittirip de gaza basarsanız gerçekten heyecanın doruklarına ulaşırsınız.

Daha sonra tekne kiralayıp 3 sap ortadaki adaya doğru yola koyuluyoruz. Benim tekneyi geriye kürek çekerek değil de tersten çekmeye çalışmam ayrı bir mallık. Onur’la Hakan’ın da beni bu konuda uyarmamaları daha da mallık!

a7

Adada pek bir halt yok, kilise vs… Tam kilisenin arka tarafında profesyonel kanosunu kenara çekmiş güneşlenen bir adamla tanışıyoruz. Adam doktormuş, evi gölün bir tarafında, hastanesi diğer taraftaymış. Herif evinden iş yerine kanoyla gidiyor, şaka gibi!

Rica ediyorum 1 tur versene abi diye, oğlum Onur bu seni bozar, 2 kilo kano, profesyonel duramazsın su yüzeyinde diyor. Ya diyorum geç bu ayakları vs ama işlemiyor, adam kanoyu 5 dakika anlattı benim ise suya düşmem 5 saniye sürdü.

a8

Tam bir makaraydı, kapanış anonsumuzla birlikte günü kapatıyoruz.

Akşam Bled romantik göl kenarı yürüyüşleri, çimlere uzanıp şarap içmek ya da çılgınlık yapıp kale civarından, tepeden ayın yansımasının vurduğu gölü izlemek yapılacak en ideal aktivite. Gece hayatı falan yok. Göl cam gibi, göl de gece yüzmek de güzel olabilir.

Biz ise ne mi yapıyoruz? Bir hostelin şahane pubında, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen international bir grupla birlikte Almanya- Arjantin maçını izliyoruz. Avusturya sınırına bu kadar yakın olunca barda da Alman ve Almanca konuşan nüfus oranı o kadar fazla.

Barda Arjantin’i destekleyen 3-4 kişilik Arjantinli bir grup ve ben varım. Hakan bile Almanya’yı destekliyor, oğlum diyorum Almanlar yenilince biz de yenik sayılmıyoruz, yok dinletemiyorum.

Maçtan sonra hostumuz da işinden çıkıyor, bizle buluşuyor. Onur son otobüsü de, son treni de kaçırdı. Onu Bled’in otobanla buluştuğu noktadaki bir benzinliğe bırakıyoruz, otostopla Ljubljana’ya dönecek. (Şanslıymış, 3 saat sonra beni aradığında evindeydi)

Biz ise eve dönüp uyuyoruz, sabahın köründe kalkıp otobüsle Ljubljana’ya dönüyor oradan da eve geri dönüş yoluna geçiyoruz.

Şu anda ciddi ciddi düşünüyorum, bir kadına evlilik teklif edecek olursam bunu kesinlikle Bled’de yaparım. (Arkadaşlarıma duyuru, bekarlığa veda partimi Mykonos’ta istiyorum : ) )

Bled gerek doğası, gerek spor aktiviteleri, gerek şahane gölüyle bizi kendine hayran bıraktı. Her şey mevcut bu ufacık yerde, yüzebilir, kano yapabilir, kürek çekebilir, trekking yapabilir, oyuncaklarla aşağıya kayabilir, kaya tırmanışı yapabilirsiniz. Doğa sporları açısından da tam bir cennet!

Tek olumsuz yanı ise pahalı, cebinizde hafif hafif çoğalmış Eurolarınız yoksa, Interrail vs gibi öğrenci işi geziyorsanız bulaşmayın Bled’e, öyle geçip de gitmeyin, zaman ayırın, sevin onu.

Totalde 18 gün süren bu yolculuğumuzun da sonuna geliyoruz, bundan sonra Sofya bölümünü okuyacaksınız ancak öncesi daha önemli.

2 hafta sonra yapacağımız bir sonraki seyahatimizde başımıza neler geleceğini henüz bilmemenin huzuruyla İstanbul’a dönüyoruz.

5 bin kişilik cennetten, 15 milyonluk cehenneme!

a9

Bu yazı yorumu


Kaydırmak için formda tıklayın